muhammet resim

Ellerim cebimde düşüne düşüne inerken Kadıköy’ün yokuşundan meydana doğru, kafamda bin türlü sorular cenk ediyordu. Aldığım üzücü bir haber moralimi bir hayli bozmuş, canım çok sıkılmıştı. Bir yandan sıradan bir insan olarak, dünya başıma yıkıldı deyimi tam da bu olsa gerek diye kara kara düşünüyordum, bir yandan da yaptığım iş dolayısıyla uzman olarak bakıp çözümler üretmeye çalışıyordum. O sırada sakalları bir hayli uzamış ve beyazlamış, soğuktan yanakları kızarmış bir amcayı fark ettim. Evinde hazırlayıp getirdiği belli olan ekmeğini poşetinden çıkarmış, oturduğu küçük iskemlesinde hafifçe insanlara yan dönmüş karnını doyuruyordu. Önündeki tartıyı fark ettiğimde ise, üzülme, takdir etme, kendime kızma ve kendimden utanma duygularının hepsini bir arada yaşadım.

Bir an durdum ve  kendi kendime dedim ki,  70 yaşındaki amca pes etmemiş, eline tartıyı almış hala mücadele ediyor, sen bu genç yaşında yaşadığın bir sorun için dünyanın sonu gelmiş gibi yakınıyorsun…

Peki neden?

Neden gayet mutluyken bir anda duyduğumuz bir haber, gördüğümüz bir şey veya içinde bulunduğumuz başka bir durum nasıl oluyor da  duygu durumumuzu  olumsuz etkileyebiliyor?

Bazen dış dünyada yaşadığımız olayların hayatımıza, ruh halimize ne denli etki edebileceğini unutuyoruz. Hâlbuki insanın yaradılışında mücadele ruhu ve sorunları çözebilecek güç varken, tam aksine çaresizliğin içine düşebiliyoruz. İşte tam da bu durumu nasıl çözebilir, bakış açımızı nasıl değiştirebiliriz biraz bundan bahsetmek istiyorum.

Elbette burada, “Sonuçta insanız kardeşim, içimiz kan ağlarken, moralimiz bu kadar bozukken potansiyelimizi kullanmaya nasıl odaklanalım” diye düşünebilirsiniz.

O halde şu örnekle anlatayım size durumu;

Elimiz yandığında ilk işimiz elimizi soğuk suya sokmak olur. İlk etapta acısı diner, zamanla da geçmeye ve iyileşmeye başlar. Kimse elini yandıktan sonra tutup da sıcak suya sokmaz.

Peki, moralimiz bozukken sürekli sorunu düşünüp, soruna odaklanıp,  hüzünlü şeyler izlemenin ya da dinlemenin elimizi yandığı zaman sıcak suya sokmaktan ne farkı var?

Birçok insan değişimin içten başladığını savunsa da değişim önce dış dünyada başlar, sonra ruh halimizi etkiler. Sizi durmadan hüzünlendiren, sadece sorunu düşünmeye sevk eden, enerjinizi düşüren durumlar içerisinde bulunarak ruh halinizi değiştiremezsiniz.

Yapılması gereken ilk iş elinizi soğuk suya sokmaktır!

Yani bulunduğumuz dış dünyada değişiklikler yapmaktır. Daha çok pozitif insanların yanında bulunmak, bize ilham verecek başarı hikâyeleri okumak, motive edici videolar izlemek ve müzikler dinlemek, ayağa kalkmak, yürümek ve harekete geçmek gibi.

İşin özü, yaşadığımız bir sorunda deve kuşu misali kafamızı sorunlara gömmek yerine, şöyle bir dik durup kafamızı yukarı kaldırmakta.

Çünkü dış dünyada bizim tanık olmadığımız çok şey oluyor ve yazımın başında anlattığım amcanın hayatı gibi binlerce hayat var. Öte yandan kafamızı kaldırdığımızda doğadaki tüm canlıların yaşamlarından ders alacağımız ve bize ilham olacak o kadar fazla şey var ki.

Yapmamız gereken en önemli şey,  kafamızı kaldırmak ve görmek. Zira bakmakla görmek arasında, kanadı olup uçabilen kartallar ile yine kanadı olup uçamayan tavuklar kadar fark var.

Unutmayalım ki, her sabah uyanabilmiş olmak aslında en büyük mutluluk sebebiyken bizim iki seçeneğimiz var. Ya mutlu olmak, ya da daha mutlu olmak…

Bugün belki negatif bir düşünce ile uyandın, belki de bir sorunla başladın güne. O halde, şimdi şu anda kaldır kafanı bak ve gör.

Mutlu olmak ve iham almak için neler var çevrende?     

                                                                                     Muhammet İNAN

                                                                                            Eğitmen

  • : onaylıyorum
5 cevaplar
  1. Mehmet şah İnan
    Mehmet şah İnan diyor ki:

    İlk yazın hayırlı olsun gerçekten çok faydalı bir yazı kaleme almışsın kalemine sağlık 👏👏👏